Yeşil Evimiz / Biz

Yeşil evin amacı

Kötü haber: Dünya kirleniyor, gıdamız zehirleniyor, su bitiyor. 20 yıl içinde su ve gıda savaşları öngörülüyor. 2050 yılında milyonlarca insanın GDO’lu, böcek ilaçlı, hibrid tohumlu gıdalar sonucu antibiyotik direnci geliştirerek öleceği söyleniyor. Bu senaryo çok kötü.

İyi haber: Siz, biz ve bizim gibiler var. Yani UMUT var. Doğayı koruyan, gıda terörüne dur diyenler var. Yerli tohumları hiç bir bedel istemeden komşusuyla ve hatta tanımadığı insanlarla paylaşanlar var. Ekşi ekmek hamurundan ekmek üretenler var. Diş macununu kendi üreten de var, bulduğu her çeşmeden su dolduranda. Çok şükür ki dağa, bayıra, köye, kırsala geri dönen var. Yine çok şükür ki bu insanlar sayesinde doğa/ doğal / ekoloji nedir öğreniyor ve gittikçe artan sayıdaki bu kişilerin gönüllülüğü sayesinde çocuklarımıza / kendimize sağlıklı gıda buluyoruz. Bu da harika bir senaryo.

Yeşil ev ne demek ?: Birincisi evim gerçekten yeşil. Fotoğrafı bu sitede bir yerlerde göreceksiniz. İkincisi doğaya zarar vermeden evimizi temizliyoruz. Karıncaları öldürmeden uzaklaştırıyor, çocuklarımıza zehir solutmadan yerleri siliyor, böcekleri doğal kokularla uzaklaştırıyoruz. Evde ekmek yapıyor, unumuzu çok uzak bir köyden su değirmeninden alıyoruz ve yerel üreticiye de destek oluyoruz. Böcek ilaçlı tarıma karşıyız. Elektrik, su sarfiyatımızı minimuma indiren yollar deniyoruz. Tabi ki hepsini sizinle paylaşacağız.

Benim ve yeşil evimin hikayesi: Hep umut dolu oldum. Her şeye hep pozitif bakan ( Polyanna olamasam da) biri oldum veya olmaya çalıştım. Dünyamızın geleceği ile ilgili de olumluyum. Her gün işyerimden evime 1,5 saat geliş 1,5 saat gidiş 3 saatte gidiyorum ama olsun. Bahçemde maydanozlarım var. Erik ağaçlarım çiçek açtığında içimdeki ‘iyimser’ tekrardan çıkar ortaya. Bahçemden kopardığım taze nanelerim ve adaçayım ile yaptığım sabah çayı güne daha da gülümsememi sağlar.
Kökenim taşra, kökenimin kökeni köy. 14 yaşına kadar gittiğim babaannemin köydeki evindeki kokuları, tatları hiç unutamam. Kuzinede yavaş yavaş pişen ekmeğin kokusu, bahçedeki gölgesi kocaman, dalları bana salıncak, nefis dut ağacını da hiç unutmadım. Toplanan koca fındık harmanı üzerinde tüm çocukların çığlıklar içinde kendilerini fındık deryasına bıraktığını dedemin bizi bastonuyla kovaladığını hiç unutmadım. En çok ta maalesef en son o tarihlerde gördüğüm ateş böceklerini. Gece harmanda ateş böceği avına çıkar, topladıklarımı kavanoza koya gece bana fener vazifesi görmesini isterken sabaha hepsinin havasızlıktan ölmüş olduklarını görünce tabiri caizse ‘tepinerek‘ ağlayışımı unutamam.
İşte bu doğa ve doğala özlemle yolculuğum başladı. Yolculuk diyorum çünkü hala öğreniyorum hala keşfediyorum.

Yeşil evimin tam amacı; okuyucular ile bir çok bilgiyi, temiz gıda, sağlık ile ilgili bildiklerimi ve bilmeyip yeni öğrendiklerimi paylaşmak. İnsanların hayatlarında ufacık bir fark yaratırsam ne mutlu bana. Sanırım ‘hayat amacı’ dedikleri şeyi ben buldum.

Sevgi ve sağlıkla…
Ayla Yavuz Tığlı